« Önceki |

1/8/2007

sağ sol ne demek

Sol ne demek? Küçük çocuk annesine sordu: ''Sol ne demek?'' Anne bir süre düşündükten sonra yanıtladı: ''Sol; sokakta seksek oynamak demek, korkudan öleyazsan da lunaparkta zincirli sandalyeye binmek demek, gece yatağından gökyüzünü izleyip gözüne kestirdiğin bir yıldızla sır paylaşmak demek, küçük fokları gaddarca öldüren fok katillerini hiç unutmamak ve kürk giymiş bir bayanın üstüne, 'Yaşasın foklar' diyerek kalıcı boya atmak demek, yunusların bazen bir insan olduğunu düşünmek ve onların o muhteşem özgürlüklerini kıskanmak demek, Afrika'da bir ay sonra 700 bin yaşıtın çocuğun susuzluktan öleceğini öğrenip kumbaradaki parayı koşarak acil yardım kurumlarına götürmek ve bundan böyle diş fırçalarken musluğu kapalı tutmak demek, yemeğini bitirip geri kalanını üşenmeden bir torbaya koyup en yakın hayvan barınağına götürmek demek, köpeğini gezdirirken bir poşete onun bıraktıklarını almak ve çöp kutusuna atmak demek. Kesilen her ağaç, yanan her orman için ne yapıp edip mutlaka ve mutlaka ağaç dikmek demek, kimselerin bu orada ne yapıyor demesine aldırmadan insanların kumsalda bıraktığı çöpleri toplamak demek, çok meraklı olmak demek, şu yaşadığımız dünyada kaç dil konuşuluyor, farklı kaç renk insan var, neden Çinliler sütle yapılmış yiyecekleri yiyemezler, Güney ve Kuzey Kutbu'na kaç kişi gitmiştir, onların bu yolculuklarda başına neler gelmiştir, şu bizim oturduğumuz kentin kaç kapısı var, şu bizim oturduğumuz kentte kaç müze var, yazıyı ilk bulan kavim Sümerlerin kaç tanrısı varmış, Hititlerin kaç tanrısı, Hint mitolojisiyle Yunan mitolojisindeki tanrılar birbirine ne kadar benzer, güçlülerin tanrısı Apollon'un da, Hint tanrılarından en sevilen insan başlı fil tanrı Gadeş'in de yardımcıları neden faredir, bir karınca bir kilometreyi ne kadar zamanda kat eder, sesten hızlı giden uçakların hızı saatte kaç kilometredir, neden erik ağaçları erken açar, dünyada kaç çeşit kurbağa vardır, insanın en yakın akrabası gerçekten susineği midir, Freud neden herkesin bildiği bir bilim adamıdır, karpuz neden soğuk suya bırakılır, dünyada parfüm yapılan kaç çeşit çiçek vardır, çöllerde kum fırtınaları neden hâlâ insanların korktuğu bir doğa olayıdır, kırlık alanlarda neden ay ve yıldızlar daha parlaktır, aşk nedir, bu neden başımıza gelir, kalbimiz sık sık neden kırılır, vicdan nedir, neden yalan söylerken yüzümüz kızarır...'' ... Küçük çocuk ''Anne dur biraz'' dedi, ''kafam karıştı.'' ''Elbette karışacak'' dedi annesi, ''Dünyanın en zor sorusunu sordun, devamı var. Sol demek; her yaptığın işin neye yarayacağını bilmek demek, okuduğun her kitabı, denizlerin tuzunu, göklerin mavisini iyi bilmek demek, bir ormanda pusula olmadan Kuzey Yıldızı'na bakıp yolunu bulmak demek, herkes birinin karşısında mum gibi dururken kendin gibi durmak demek, geceden ölesiye korkmak ama geceyi sevmek demek, gün batımlarını sevmek demek, ormandaki tüm sesleri sevmek demektir; kendin için dans etmek demek, ağız dolusu gülmek demek, her yenilgiden sonra şöyle bir silkinip kendi küllerinden yeniden doğmak demek.'' Küçük çocuk birden bağırdı, ''Şimdi anladım'' dedi, ''Sol demek hiç durmadan düş kurmak demek!'' Sağ ne demek? Küçük çocuk annesine sordu, ''Anne sağ ne demek?'' Anne bir süre düşündü ve yanıt verdi: ''Sağ'', dedi, ''öncelikle hiçbir şeyi merak etmeden sana verilen bilgiyle yetinmektir. Sana sus denildiğinde susmak, konuş denildiğinde konuşmaktır. Sürekli kendini yetersiz hissetmektir. Kendini sürekli başkalarının peşinden giden biri kılmaktır. Geceleri sırlarını paylaşacak bir yıldızın varlığından habersiz olmaktır. Toplama kamplarının bacası sürekli tüterken 'Bizim o kamplarda yaşananlardan haberimiz yoktu', demek ikiyüzlülüğünü göstermektir. Sokakta kocaman bir adam küçücük bir çocuğu döverken hiç ses çıkarmadan oradan koşarak uzaklaşmak demektir. Büyük alışveriş merkezlerinde özürlüler için ayrılmış otopark alanına büyük bir pişkinlikle park etmek, 'Neden oraya park ediyorsun, orası özürlüler için' diye soran birine de 'Ben de kafadan sakatım' diye gülerek yanıt vermektir. Kahve sohbetlerinde, memleket durumları konuşulurken 'Kardeşim bu memlekette üç beş kişiyi asacaksın, bak o zaman her şey nasıl şak diye biter' , yollu fikir yürütmektir. 18 yaşından küçük çocukların, yaşlarının büyültülüp idam edilmesine neden olan askeri darbe başkanının yaptığı resimleri hâlâ yalakalık olsun diye almak demektir. Grev yapan işçiler için, 'Canım bunlar da çok oluyor artık, dünyanın parasını alır gene de doymazlar' cinsinden düşünce üretmektir. Mangal keyfi için orman içinde ateş yakmak ve yangın çıkarmaktır. Evinin içini tertemiz yapıp, kapının önünün b... götürmesini önemsememek, hastanelerde ameliyattan yeni çıkmış bir hastanın yanında fosur fosur sigara içmektir. Kadınların saçı uzun aklı kısadır, sözünü pek bir sevmektir." Küçük çocuk ansızın sordu: ''Anne insanların büyük çoğunluğu bu dediklerini yapıyor?'' Çocuğun bu sorusu karşısında anne gülümsedi ve yanıt verdi: ''Bekle daha bitmedi, devam ediyorum, sağ demek, süt yerine meşrubat içmenin daha doğru olduğunu söylemek ve bunun yaygınlaşması için dünya kadar reklam parası vermektir. Tüketimi destekleyen yüzlerce reklam sloganı yazıp ardından 'Bu dünya düzeni şöyle değişir' diye ahkâm kesmektir. En pespaye dizilerde oynayıp 'Ben en devrimciyim' demektir. Oy vermek yerine o gün pikniğe gitmektir. Körlerin, spastik özürlülerin, sakatların sokaklarda görünüp de moral bozmamaları için yolları, parkları, tuvaletleri sadece ve sadece normallere (?) göre yapmak demektir. Zehirli atıklarını toprağa gömen ya da denize bırakan büyük işyerlerine komik miktarlarda para cezası verilmesini uygun görmektir. Tarihi ören yerlerindeki mermerleri yasağa rağmen kesip kesip inşaatta kullanmaktır. Denizleri, ırmakları, toprağı kirletmek ve bundan adeta büyük bir keyif almaktır. Açık havada öpüşen, koklaşan çiftleri koşa koşa gidip polise ispiyon etmektir. İşlenen suçlar için iki rekat namaz kılıp Allah'ı kandırdığını sanmaktır. Arkadaşın bir haksızlığa uğradığında onu savunmamaktır. Büyük derbilerden sonra aşka gelip gelişigüzel ateş etmek ve seken bir kurşunla evlerinin balkonunda oyun oynayan dört yaşındaki çocuğu öldürmektir. Sinemaya giden kız kardeşini sokak ortasında bıçaklayıp zafer işareti yapmak demektir. Bilgiyle, sabırla, vicdan duygusuyla, ahlakla, etik değerlerle dalga geçmek ve bu dağları ben yarattım dercesine kurum kurum kurumlanmaktır.'' Küçük çocuğun bu kez gerçekten kafası karışmıştı. ''Anne'' dedi, ''Bu sağ ne kadar çok yerdeymiş, ben korkmaya başladım.'' ''Hayır, korkma'' dedi annesi. ''Daha pek azını duydun. Kim dedi sana bunları merak et, artık öyle korkuyorum, vazgeçtim demek yok. Geç kaldın.'' Anne yeniden başladı, ''Sağ demek...'' Anne sözünün sonunu getiremedi, çocuk koşarak karyolanın altına saklandı.

1/8/2007

1/8/2007

1/8/2007

31/7/2007

deniz gezmiş

Deniz Gezmiş - 1947

1965'ten sonra Tun genclik hareketinin en onemli onderlerinden ve Turkiye Halk Kurtulus Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yoneticilerindendi.

24 Subat 1947'de Ankara'nin Ayas ilcesinde dogdu. Ogretmen bir ailenin cocugu olmasi sebebiyle ilk ve ortaogrenimini cesitli kentlerde, liseyi Istanbul'da okudu. 1966'da Istanbul Universitesi Hukuk Fakultesine giren Gezmis, henuz lise Ogrencisiyken sol dusunceyle tanisti ve kendini donemin eylemleri icinde buldu. 1965'te Turkiye Isci Partisi(TIP)'nin Uskudar ilcesine uye oldu. Ilk kez 31 Agustos 1966'da Ankara'dan Istanbul'a yuruyen Corum Belediyesi temizlik iscilerinin Taksim Aniti'na celenk koymalari sirasinda iscileri destekleyen ve Turk-Is yoneticilerini protesto eden gosteri sirasinda gozaltina alindi.

Ardindan 19 Ocak 1967'de Turkiye Milli Talabe Federasyonu (TMTF) binasinin yedd-i emine verilmesi sirasinda cikan olaylarda yakalandi ve bir gun sonra iki arkadasiyla cikarildigi mahkeme tarafindan serbest birakildi. 22 Kasim 1967'de ogrenci orgutlerinin duzenledigi Kibris Mitingi sirasinda Asik Ihsani ile birlikte ABD bayragini yaktiklari gerekcesi ile gozaltina alinip daha sonra serbest birakilan Deniz Gezmis, Hukuk Fakultesi'nde birlikte okudugu arkadaslariyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Orgutunu kurdu.

7 Mart 1968'de IU Fen Fakultesi konferans salonunda duzenlenen AIESEC genel kurul toplantisinda konusma yapan Devlet Bakani Seyfi Ozturk'u protesto ettigi icin tutuklandi. 2 Mayis'a kadar tutuklu kalan Gezmis, 30 Mayis'ta 6.Filo'yu protesto ettigi icin yargilandi ve beraat etti. Ogrenci eylemleri icinde etkinligi giderek artan Deniz Gezmis, 12 Haziran 1968'de Istanbul Universitesi'nin isgal edilmesinde onderlik etti. Isgal Konseyi adina IU Senatosu ile Baltalimani'nda yapilan gorusmelere katilan ogrenci heyetinin icinde yer aldi; ogrenci haklarinin elde edilip isgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. Isgalden kisa bir Suerkan'la birlikte Devrimci Ogrenci Birligi(DO-B)'ni kurdu. 1 Kasim 1968'de TMGT, AUTB, ODTUOB ve DOB'un baslattigi Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yuruyusu'nu duzenledi. Ardindan 28 Kasim 1968'de ABD buyukelcisi Kommer'in gelisi sirasinda Yesilkoy Havaalani'nda duzenlenen protesto gosterileri nedeniyle tutuklandi ve bir sure sonra serbest sure sonra Istanbula gelen 6.Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmis, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayi tutuklandi ve 20 Eylul'de serbest birakildi. TIP icinde yogunlasarak, ayriliklara ve tartismalara yolacan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim(MDD) gorusunu benimseyen Deniz Gezmis, bu gorusun ozellikle devrimci ogrenciler arasinda yayilmasinda etkili oldu.

Ekim 1968'de eylemlerde birlikte oldugu Cihan Alptekin, Mustafa Ilker Gurkan, Mustafa Lutfi Kiyici, Cevat Ercisli, M.Mehdi Bespinar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve omer Erim birakildi. Istanbul Universitesi'nde sagci guclerin 16 Mart'ta girismis oldugu hareketlere ogrenci kitlesiyle birlikte karsi koyan Gezmis , bu eylemi gerekce gosterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yatti. Ardindan 31 Mayis 1969'da IU Hukuk Fakultesi ogrencilerinin, reform tasarisinin gerceklesmemesini protesto icin giristikleri isgale onderlik etti. Universitenin kapatilip, polise teslim edilmesi nedeniyle cikan catismalarda yaralandi. Hakkinda giyabi tutuklama karari olmasina ragmen hastaneden kacan Gezmis, Haziran'in sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden once 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladigi 1. Devrimci Milliyetci Genclik Kurultayi'na kendisi gibi haklarinda tutuklama karari olan FKF Genel Baskani Yusuf Kupeli ile birlikte bir mucadele programi gonderdi. Eylul'e kadar Filistin'de gerilla kamplarinda kalan Deniz Gezmis, 1 Eylul 1969'da, 10 Haziran'da "universiteyi isgal" ettigi gerekcesiyle Hukuk Fakultesi'nden ihrac edildi.

Hakkinda tutuklama kararinin oldugu bu donemde gazeticilere gizlendigi yerden demecler verdi. 23 Eylul 1969'da Hukuk Fakultesi'nde oldugu sirada haber verilen polislerin de fakulteye gelmesi uzerine teslim olan Gezmis, 25 Kasim'da serbest birakildi. Ancak Yildiz Devlet ve Muhendislik Akademisi'nde Battal Mehetoglu'nun sagcilar tarafindan oldurulmesinden sonra okulda yapilan aramada, ele gecirilen durbunlu bir tufegin Gezmis'e ait oldugu one surulerek hakkinda yeniden tutuklama karari alindi. 20 Aralik 1969'da yakalanan Gezmis, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylul 1970'e kadar tutuklu kaldi. Bundan sonra ogrenci eylemlerinden uzaklasarak, mucadelesini degisik alanlarda surdurmeyi planladi.


Sinan Cemgil ve Huseyin Inan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adina Ankara Is Bankasi Emek Subesi'nin soygununu gerceklestirenler arasinda yeraldi. 4 Mart 1971'de dort ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kacirilmasi eyleminde de bulunan Gezmis, erlerin serbest birakilmasindan sonra Sivas'in Sarkisla ilcesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandi. 16 Temmuz 1971'de baslayan THKO-1 Davasi'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettigi gerekcesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasina carptirildi.

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı